AİTLİK HİSSİNDEN YOKSUN KALMA

YALNIZLIK

Yalnızlık; kişinin aitlik hissinden yoksun olması ya da bırakılması halinde ortaya çıkan duygu durumudur. Bazen sosyal beceri eksikliği bazen de etkili iletişim becerilerinin zayıflığı bu duygu durumunu perçinlemektedir. Her bireyin yalnızlık sürecini içsel ve dışsal yaşantılarına bağlı olarak biricik ve öznel bir deneyimi içermektedir. Kişi bu duygu durumunu karşılamadığı takdirde psikolojik rahatsızlıklar baş gösterecektir. Ancak yalnızlık; tek başınalık ve sosyal izolasyonla karıştırmamalıdır. Tek başınalık, bir tercih doğrultusunda kişinin düşünmek, yazmak belki de yaptıklarını gözden geçirmek için başvurduğu bir yol; sosyal izolasyon ise yalnızlığa göre nesnel bir süreci ve sosyal bağların olmamasını anlamına gelmektedir.

Peplau yalnızlığı üç grupta inceleyerek bir taksonomi oluşturmaya çalışmıştır. Bunlar; yapayalnızlık olarak adlandırılan yakın olmak isterken uzak olunan durumlar, tek başınalık olarak adlandırılan bireyin kendisini diğer insanlardan soyutladığı durumlar ve bireylerin farkında olmadan sosyal çevreden kendini soyutladığı durumlar olarak gruplandırılmıştır.

Yalnızlık çeşitli çevresel veya iletilen mesajı yanlış algılamalar sonucu ortaya çıkabilmektedir. Kişinin çocukluk döneminde olan bakım verenle olan ilişkisi güvensiz bir çerçevede şekillendiyse eğer kişilerarası ilişkilerine yansıyarak, tam olarak aidiyet ve güven duygusu oluşmayacaktır. Bu da yalnızlığın güçlenmesine neden olacaktır. “Ben zaten sürekli yalnızım” gibi bir inanç şemasına dönüşerek çevreden uzaklaştıkça daha da pekişecektir. Aynı şekilde ötekinden aldığı mesajları yanlış okuyorsa bu da yalnızlığa iten bir sebebe dönüşebilmektedir. Örneğin; 11.sınıf öğrencileri olan Eda ve Selin öğle arası yemek yerken sohbet etmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. Ancak Selin’in canı sıkkın olduğu için Eda’yla iletişim kurmak konusunda zorlanmaktadır. Eda’yı dinlerken daha çok onaylayıcı kelimeler kullanmakta (tabi, evet, olur) bu da Eda’nın, Selin’in artık onunla konuşmak istemediğini anlamasına sebep olmaktadır. Selin’in bu hali iki hafta sürmüş ve Eda, Selin’i gözlemlediğinde diğer arkadaşlarına tebessüm ederek onları dinlediğini, konuştuğunu fark etmiştir. Bunun üzerine Eda, Selinden günden güne uzaklaşırken dışarıda vakit geçirmek isteyen arkadaşlarının tekliflerini de reddederek onlardan da git gide uzaklaşmıştır. 11.sınıf’ın sonunda karne gününe bile gelmeyerek bu durumu da güçlendirmiştir. Bu yalnızlık 12.sınıfın son haftasına kadar devam etmiştir. Bu süreçte Eda’nın akademik başarısı düşmüş, depresyon teşhisi konmuş ve çeşitli psikolojik ilaçlar kullanmaya başlamıştır.

Eda ve Selin örneğinde rutin haline dönüşmüş bir eylem olan birlikte yemek yemek, Eda’nın içselleştirip her öğle yemeğinde konuşmayı bir beklenti haline dönüştüğünü resmetmektedir. Selin’in; Eda’yla olan iletişiminde kopukluk, Eda’nın “artık benimle konuşmak istemiyor” varsayımına dayanarak önce Selin’den sonra diğer arkadaşlarından uzaklaşmıştır. Böyle bir durum karşısında dinlemeyi ve kendini ifade etme becerilerini bir uzmanla ya da bireysel şekilde kazandırmamız gerekmektedir. Öncelikle karşı taraf ne söylüyor ve ben ne anlıyorum bunu sorgulamamız gerekir. Sorgulama sürecine önyargılarımızı, beklentilerimizi, çıkarlarımızı, bizde var olan ancak karşı tarafınmış gibi yaptığımız (yansıtma) durumları tekrardan gözden geçirmeliyiz.  Süreç sonunda farkına vardığımız özelliğimizi gözlem yoluyla daha kontrollü yaklaşarak adım adım sönmesine yardımcı olabiliriz. Ancak bu aşamada takıldığımız ve overthing (fazla düşünme) yaptığımız durumlarda, arkadaşınızla/ebeveyninizle iletişime geçerek karşı tarafın ne söylemeye çalıştığını sorarak, öğrenebiliriz.

Google form üzerinden 19 kişiye uygulamış olduğum anketteki örneklem grubuna; yaşlarını, yalnızlık tanımlarını ve yalnızlıkla başa çıkma stratejilerini sordum. Bu anket sonucunda 6 kişi yalnızlık tanımına uygun bir şekilde, yalnızlığı kabullenmelerini ardından hobiler elde edebileceklerini önermişken geri kalan kişiler ise bu durumu bastırarak yeni hobiler elde edebileceğini, bireysel vakit geçirebileceklerini, başka ortamlara sosyalleşmek için var olabileceklerini ifade etmişlerdir. Bahsetmiş olduğum örneklem grubundan da anlaşılacağı üzerine kişiler yalnızlığı bastırma yani yüzleşmekten kaçınma eğiliminde kendilerine farklı alternatiflere yöneltmeye çalışarak başa çıkmaktadırlar. Elbette sağlıklı veya sağlıksız diyebilmemiz için kişiye bu stratejinin olumlu/olumsuz etkilerini sormak ve hayatına etkisini gözden geçirmemiz gerekmektedir.

Not: Herkesin yalnızlık tanımı ve yalnızlık süreci biriciktir. Bu öznelliği göz ardı etmeden kişinin hayat tarzına karşı yargılayıcı olmamamız gerekmektedir. Yalnızlığın çözümü için maalesef bir formül yoktur ancak duygularını bastırmadan alternatifler üretmeyi hayatınızın her noktasına konuşlandırmanız gerekmektedir. Ancak bütün bunlara rağmen baş edemediğiniz takdirde bir uzmandan yardım olmayı mutlaka düşünmelisiniz. Okulumuzda yemekhanenin yanında bulunan PDR birimine uğradığınız takdirde bu hizmetten ücretsiz şekilde yararlanabileceksiniz.

Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar