"Yapay zeka, kodların ötesine geçip, terapi gibi içsel keşiflere rehberlik edebilir."
Yapay zekâ, belirli görevleri yerine getirmek için insan zekasını taklit eden ve topladığı verileri yineleyerek kendilerini geliştirebilen sistemlerdir. Son zamanlarda yapay zekanın sanat üzerinde belli başlı çalışmaları bulunmakta. Örneğin İngilizce yazılan kelimeleri/cümleleri resme çeviren midjourney veya farklı insanların sesini taklit edip istediğimizi söyletebildiğimiz rvc programı bunlardan biridir.
Terapi ise insanların zihinsel süreçlerini ve duygularını anlamlandırabilmeyi sağlayan, psikolog ve danışan arasındaki işbirliği içerisindeki tedavi sürecine denir. Geleneksel yönteme baktığımızda danışan terapi ortamına gelir ve terapi süreci başlar. Modernleşen dünyada ise konfor alanında kopmadan online bir şekilde katılmak mümkündür.
Modern terapi yöntemine yavaş yavaş dahil olan, VR gözlüklerle sistematik şekilde danışanı var olduğu alanda maruz bırakma tekniğini uygulayabilmektedir. Uygulama alanı içerisinde bir gözlemci ya da bir uzman bulunmalıdır. Aksi takdirde maruz kalınan durumdan etkilenen danışan için kötü bir deneyim olacaktır.
Somutlaştırmak gerekirse uçak fobisi olan bir danışanın korkusunu geleneksel yollarla sistematik bir şekilde maruz bıraktığımızda son adım olan uçak bileti alıp uçağa binme süreci olmaktadır. Ancak danışan ne kadar kendini hazır hissetse dahi farklı bir tetikleyici uçak içerisinde onu tetikleyebilir ve bu ihtimal dahilinde danışan bulunduğu ortamdan ayrılamaz, içinde bulunduğu durum da farklı bir probleme yol açabilir. İşte bu nokta yazılımla zenginleştirilmiş VR gözlükler devreye girmektedir. Danışana gerçeğe yakın bir alan yaratarak gözlük içerisinde bunu deneyimleme imkânı sunar. Danışan yoğun duygular yaşadığında gözlüğü çıkartabilmekte ya da çevredeki kişilerden (uzman/gözlemci) gözlüğü çıkartmak için yardım isteyebilmektedir. Yani uçak korkusuna istediği zaman erişebilmekte istediği zaman o alanı terk edebilmektedir. Bunun gibi teknolojiyle iç içe geçebilecek terapi yöntemleri danışana ulaşmak açısından kolaylık sağlamaktadır.
İşte bu noktada midjourney, resim analizinde yardımımıza koşabileceğini düşünmekteyim. Çocuk danışan; olayın etkisinden dolayı resim yapıp kendini ifade etmekte zorlanabilir ya da çizdiği resmi ebeveyni görecek endişesiyle resim yapmaktan çekinebilir bu gibi olası durumlarda soru-cevap haline dönüştürülmüş bu yöntemi uygulayabiliriz.
Öncelikle danışana (çocuğa) aileyi nasıl tanımladığını sormakla başlamalıyız. Verdiği cevap, kelimelerden ya da cümlelerden oluşuyor olabilir bunları uygulamanın image bölümüne aktararak oluşan resmi danışana gösteririz. Ardından doğruluğunu teyit etmek amacıyla “ailene benzediğini düşünüyor musun?” veya “bu resim sana nasıl hissettirdi?” soruları yöneltiriz. Danışan, oluşan resimlerde yanlışlık olduğunu veya resmin ailesine benzemediğini söylediğinde kelimeleri aynı bırakarak görseli yenileriz. Doğru sonuca ulaştığımızı anladığımız an resim üzerine ve ailesi üzerine konuşabilecek duruma geliriz. Böylelikle çocuğun eforunu minimuma indirgeyerek, asıl probleme odaklanma imkânı bulabiliriz. Somutlaştırmak amacıyla aşağıya birkaç örnek bıraktım inceleyebilirsiniz.
ÖRNEKLER
Aile senin için hangi kelimelere karşılık gelmekte?





Yorumlar
Yorum Gönder